08 Nisan 2010 Perşembe

İyotlu Tuz Kullanan Toplumlarda Haşimoto Hastalığı ve Papiller Kanser Riski Artıyor.

İyotlu Tuz Kullanan Toplumlarda Haşimoto Hastalığı ve Papiller Kanser Riski Artıyor.

İyot, tiroid hormonu üretiminin ana maddesidir. İyot eksikliği tiroid hormon üretimini bozmakta, düşürmektedir.

İyot eksikliği olan kişilerde tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidizm) sık görülür. İyot eksikliği olanlarda tiroid nodülü, tiroid follüküler kanseri ve guatr da sık görülür.

İyot eksikliğini önlemek için tuza iyot eklemek yani iyotlu tuz kullandırmak en kestirme, en hızlı sonuç veren tedbirdir.

Ancak, yapılan araştırmalar, iyotlu tuz kullanan (iyot proflaksisi yapılan) toplumlarda tiroid folliküler kanserinin ve guatr’ın daha az görülmesine rağmen, tiroid papiller kanseri ve tiroid iltihabı (tiroidit), Haşimoto hastalığnda artış ortaya çıktığını ortaya koymuştur.

Bu nedenle, sadece iyot eksikliği olan coğrafi bölgelerde iyotlu tuz kullanımı tercih edilmesi gereken seçenek olmalıdır.

SİGARA İÇENLERDE TİROİD ANTİKORLARI YÜKSELMEKTDİR.

Haşimoto Hastaları, Sigarayı Bırakmadıkça Antikorlar Düşmez.
Haşimoto Hastalığı olan hastalarda tiroid oto-antikorları yüksektir. Haşimato hastalığının asıl nedeni de bu artmış yani yükselmiş tiroid oto-antikorlarıdır.
Bu oto-antikorları 2 tanedir: anti-tg ve anti-tpo antikorlar.
Tiroid oto-antikorlarının neden yükseldiği bilinmemektedir. Ancak, sigara içenlerde bu antikorlar çok daha yüksektir. Sigara içen Haşimoto hastalarında tiroid oto-antikorlarının tedavi ile düşmesi neredeyse mümkün değildir.
O nedenle Haşimoto hastalarının sigarayı derhal bırakması şarttır; sigarayı azaltmak bir çözüm değildir.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Sigara İçen Haşimato Hastalarının Tedavisi Çok Güç

Sigara içmek, vücutta bir çok hastalığa neden olmaktadır. Özellikle akciğer kanseri, mide kanseri, mesane kanseri, yemek borusu (ösefagus) kanseri, ağız içi kanserleri, astım ve kalp hastalıkları ilk sırada sayılan sigaraya bağlı hastalıklardır. Ancak, son yıllarda sigara ile tiroid hastalıkları arasında ciddi ilişkiler olduğu nortaya çıkmıştır. Şahsi klinik tecrübelerim de bu yöndedir.Özellikle tiroidit, yani tiroid iltihabı, zehirli guatr ile sigara arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Sigara içmenin bu hastalıklara neden olup olmadığı halen tartışılmaktadır. Ancak, kesin olan bir şey var ki; sigara içenlerde tiroid iltihapları ve zehirli gautr tedavisi çok gecikmekte, güçleşmekte ve hatta bazen imkansız hale gelmektedir.Sigara içen hastalarda; gerek zehirli guatrda gerekse tiroid iltihaplarında (örneğin Haşimoto hastalığında) önemli bir rol oynayan tiroid oto-antikorlarının tedavi ile düşmesi neredeyse imkansızdır. Bu hastalarda sigara bırakıldıktan bir süre sonra tedaviye daha olumlu sonuç alınabilmektedir. Unutmama gerekir ki tiroid iltihapları tiroid papiller kanseri gelişimi için bir zemin oluşturmaktadır (tiroid iltihabı olanlarda olanlarda tiroid papiller kanseri daha sık görülmektedir).Tiroid hastalarında şişmanlık ve kolesterol sorunu daha sık görüldüğü de ayrı bir gerçektir. Sigara içen tiroid hastalarında özellikle hipotiroidlerde iyi kolesterol (HDL) düşüklüğü sık görülmektedir. Bu da kalp krizi riskini artırmaktadır.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Nodül Eşittir Biyopsi: Tedaviden Önce Kanser Riskini Belirlemek Gerekir.

Her tiroid nodülünün kanser riski vardır. Haşimoto Hastalığında da nodül gelişebilir. Tiroid nodüllerinin kanser riskini saptamadan tedaviye başlamak yanlıştır, yanıltıcıdır. Ilık ve sıcak nodüllerde kanser riski yaklaşık %5 (25 nodülden 1'i) kanserdir, soğuk nodüllerin %25'i (her 4 nodülden 1'i) kanserdir.

Bu gerçek ortada dururken nodüle dönük ameliyatsız ve hatta ameliyat tedavisi uygulamak ciddi sorunları da beraberinde getirir. Nodüle biyopsi yapmadan ameliyatsız tedavi uygulanırsa ve hastada kanser varsa kanser tedavisinde gecikmeye neden olunur.

Nodüle biyopsi yapmadan ameliyat yapılırsa ve hastada kanser olduğu ameliyat sonrasında ortaya çıkarsa hastanın tiroidinin tümünü çıkarmak için tekrar ameliyat etmek gerekir (2.ameliyat); çünkü tiroid nodül ameliyatında tiroidin büyük bir kısmı çıkarılırken tiroid kanser ameliyatında tiroidin tamamı ve çevresindeki lanf düğümleri de çıkarılmalıdır. 2.ameliyat ise risklidir, hastalar sesini kaybedebilir.

Halbuki ameliyat öncesinde kanser oılduğuı ortaya konursa tek bir ameliyatta tiroidin tamamı ve çevresel lenf düğümleri (cervicocentral lymph nodes) çıkarılır.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Tiroit Nedir?

Tiroid, bir hastalık ismi değildir. Tiroid, herkeste bulunan bir organdır. Tiroid, hormon üretir ve kanımıza verir. Bu hormon ise vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ömür boyunca bu hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun adı "tiroksin" dir.

Tiroksin, vücudumuzda T3 ve T4 şeklinde bulunur. Bu hormondan başka, halk arasında daha az bilinen diğer bir hormon daha tiroid tarafından üretilir. Bu hormona "kalsitonin" deriz. Kemik metabolizması ile ilgilidir.

Tiroid'e, "tiroid bezesi, tiroid guddesi" de denir. "Tiroid" ile "tiroit" aynı anlama gelir. Türk Dil Kurumu, "tiroit" kelimesini tercih ederken günlük kullanımda "tiroid" daha çok tercih edilen kelimedir. Tiroid, boğazımızda ön tarafta, adem elması ismi verilen çıkıntının hemen altında yerleşmiştir.

Karşıdan görünümü "U" harfine benzer. Kelebeğe benzeten de vardır ama biz bu benzetmeye pek katılmıyoruz. Tiroid'in sağ ve solunda kalpten temiz kanı beyine taşıyan şah damarı olarak isimlendirdiğimiz ana atardamarlarımız ve bununların dış tarafında da beyinden kullanılmış kanı kalbe getiren toplar damarlarımız vardır.

Tiroid'in altından, sağından ve solundan ses tellerini hareket ettiren sinirler ve onların dalları geçer. Bu sinirler, sağ ve sol olmak üzere 2 tanedir. Bu sinirlerin yerleşimi ve dallanması kişisel değişiklikler gösterir. O nedenle ameliyat sırasında cerrahı yanıltabilir. Bu sinirler çok önemlidir. Eğer bu sinirler ameliyatta zarar görürse veya tiroid kanseri tarafından sarılırsa ses kısıklığı ve ses kaybı olabilir.

Tiroid'in arka iç yüzüne gömülü ve yapışık, 4 tane, mercimek tanesi büyüklüğünde, kalsiyum bezesi (paratiroid bezeleri) vardır. Bu kalsiyum bezelerinin sayısı 1 ile 6 arasında değişebilir. Tiroid'in ameliyatlarında, kaçınılmaz olarak, bu kalsiyum bezelerinin de biri veya birkaçı veya hepsi çıkarılıp alınabilir. Bu durumda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve destekleyici başka ilaçlar da kullanması gerekir.

Aksi halde, ameliyat sonrasında kemik erimesi hızlanır. Zaten, ameliyatla bu kalsiyum bezeleri alınmasa dahi tiroid hastalıklarının bir çoğu ve hatta tiroid ilaçlarının kendisi kemiklerde erime yapabilir.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Haşimoto (Haşimato) Hastalığında Tiroid Papiller Kanseri Daha Sık Görülmektedir.

Tiroid kanserlerinin en yaygını papiller kanserdir. Papiller kanser 2 gruba ayrılır:
1) Klasik tip (pür papiller tip; yani sadece papiller hücreler mevcuttur)
2) Mikst Tip (papiller + folliküler hücrelerin bir arada olduğu tip kanser)

Klasik papiller kanserler boyun ve çevresindeki lenf düğümlerine yayılır (metastaz) yapar; uzağa metastaz yapmaz.

Mikst papiller kanserler ise hem boyun ve çevresindeki lenf düğümlerine hem de akciğer ve diğer organlara uzak metastaz yapabilir.

Son yıllarda yayınlanmış biribirini doğrulayan bazı bilimsel makalelerde papiller kanser olan hastalarda tiroid iltihabı (tiroidit-Haşimoto Hastalığı) da mevcut olduğunu doğrulamaktadır. Bizim de mesleki deneyimimiz bu yönde idi ve yıllardır Haşimoto hastalığının ciddiye alınmasını, özellikle bu hastalıkta ortaya çıkan nodüllerin kanserleşme olasılığının mevcut olduğunu vurgulamaktaydık.

Haşimoto hastalarında özellikle mikrokanser olarak adlandırılan ancak yayılma olasılığı mevcut olan papiller kanserlerin daha sık görüldüğü tiroid hastalıkları ile uğraşan bütün hekimlerin bildiği bir gerçektir.

06 Ağustos 2009 Perşembe

Haşimoto Hastalığında Selenyum Tedavisi

Haşimoto hastalığında selenyum tedavisi uygulanabilir. Haşimoto hastalığında, tiroid hücrelerine karşı oluşan otoantikorların düşmesine katkıda bulunmak için yüksek doz selenyum tablet uygulaması yaklaşık 1974 yılından beri bilinen ancak 1995'e kadar yaygınlık kazanmamış bir tedavi yaklaşımıdır. Ancak son yıllarda bazı kişilerin bu tedavi yöntemini "kendi bulmuş" olarak tanıttığı dikkat çekicidir.

Selenyum tedavisi ile tiroid otoantikorları düşebilir, ancak hastadaki hipotiroidizm'i ve tiroid dokusunda daha önce oluşmuş harabiyeti yok etmez. Selenyum otoantikorları "garanti" olarak düşürecek diye bir kural yoktur.

Selenyum tedavisinde doz (kullanılan selenyum miktarı) önemlidir. Vitamin dozunda selenyum kullanmak pek etkili olmaz. Selenyumun ciddi yan tesiri yoktur, ancak günlük 100 mgrın altında veya 600 mgr'n üstünde bir doz önerilmez.

Selenyum tok alınırsa bulantı olmaz ancak aç alınırsa daha iyi emilmesine rağmen bazı hastalarda bulantı yapabilir.

Selenyum tabletler "yumurta" kokusu verebilir.

Hamilelerde kullanılmasına dönük klinik tecrübe olmadığından hamilelerde kullanılması önerilmez.

01 Ağustos 2009 Cumartesi

Haşimoto Hastalığı nedir?

Tiroid iltihaplarına "tiroidit" denir. Tiroid iltihaplarının en yaygını ise Haşimato hastalığıdır. Haşimoto hastalığı, aslında "oto-immün" bir hastalıktır. Yani, vücudumuzun bağışıklık sistemi, tiroid hücrelerimizi "yabancı bir mikrop" olarak görüp bu tiroid hücrelerine karşı antikor üretir. Bu antikorlara "oto-antikor" denir. Bu oto-antikorlar tiroid hücrelerine gidip yapışır ve tiroid hücrelerinde iltihabi bir reaksiyon oluşturur. "İltihap" olmasına rağmen tiroid'te bir cerahat yoktur, bir mikrop da yoktur. İltihabi rekasiyon sonucunda tiroid hücrelerinde bir bozulma, harabiyet ve fonksiyon bozukluğu ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa "Haşimoto hastalığı" denir. Bu hastalığı bu şekliyle tanımlayan bilim adamının ismine atfen verilmiş bir isimdir.

Doğru Olanı Haşimoto Hastalığı; Haşimato Değil.

Bu hastalığın adı aslında "Haşimoto Hastalığı"dır, ama ülkemizde yanlışlıkla "Haşimato Hastalığı" denmektedir. Doğru yazılış ve okunuş "Haşimoto Hastalığı"dır. Haşimoto hastalığı ismi, tıp kayıtlarında bu hastalığı ilk olarak tanımlayan kişinin adı olan Haşimoto'ya atfen verilmiştir.